enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,1297
EURO
50,2219
ALTIN
6.246,25
BIST
12.200,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Balıkesir
Parçalı Bulutlu
19°C
Balıkesir
19°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
19°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
22°C
Cuma Yağmurlu
11°C

Kanserle mücadelede yeni umut… Bor elementi tıpta öne çıkıyor

Kanserle mücadelede yeni umut… Bor elementi tıpta öne çıkıyor
REKLAM ALANI
27.04.2026 13:16
2
A+
A-

Akciğer kanseri dünya genelinde milyonlarca can almaya devam ederken, bor elementi üzerine yapılan araştırmalar hedefe yönelik tedavi yöntemleri açısından umut verici sonuçlar ortaya koydu. Her yıl yaklaşık 1,75 milyon insanın hayatını kaybettiği bu hastalık, tıp dünyasını yeni ve daha etkili tedavi yöntemleri arayışına yönlendiriyor. Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun yalnızca sanayide değil, modern tıpta da önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

İSTANBUL (İGFA) – Prof. Dr. Mükerrem Şahin, Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni Nizamettin Bilici’ye yaptığı değerlendirmede, borun yalnızca sanayide değil, modern tıpta da kritik bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

Şahin’in aktardığı bilgilere göre, borun en dikkat çekici kullanım alanlarından biri Bor Nötron Yakalama Terapisi (BNCT) olarak öne çıktı.

Bu yöntemde bor bileşikleri, seçici olarak tümör hücrelerinde biriktiği, ardından uygulanan düşük enerjili nötronlar, yalnızca kanserli hücreleri hedef alarak içeriden yok ettiği ve bu yaklaşımın klasik radyoterapiden farklı olarak sağlıklı dokulara minimum zarar verme potansiyeli taşıdığı belirtilirken, preklinik çalışmalarda elde edilen veriler, yöntemin dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu gösterdi.

KANSER HÜCRELERİNİ ÇÖKERTEN MEKANİZMA

Bor bileşiklerinin etkisi yalnızca hedefleme ile sınırlı değil.

Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun hücresel düzeyde de güçlü bir etki oluşturduğunu ifade ederek, “Bu etki; programlı hücre ölümü sürecini tetikleme, hücrenin enerji üretim merkezlerini devre dışı bırakma, kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurma mekanizmalarla gerçekleşiyor. Özellikle küçük hücreli akciğer kanseri gibi tedavisi zor türlerde bu mekanizmaların büyük önem taşıdığı belirtiliyor” dedi.

Borun etkisi yalnızca tümör hücreleri ile sınırlı olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Şahin, “Aynı zamanda antibiyotik direnci geliştiren bakterilere karşı da dikkat çekici bir potansiyel taşıyor. Araştırmalarda bor bileşiklerinin, bakterilerin oluşturduğu koruyucu biyofilm tabakasını parçalayabildiği ifade ediliyor. Bu durum, akciğer enfeksiyonları başta olmak üzere birçok kronik hastalıkta borun destekleyici bir rol üstlenebileceğini ortaya koyuyor” diye konuştu.

AKCİĞER DOKUSUNDA DOĞAL UYUM

Şahin’in dikkat çektiği bir diğer önemli konu ise borun vücut içindeki dağılımı.

Bilimsel verilere göre bor, yalnızca kemiklerde değil, akciğer dokusunda da doğal olarak bulunan bir element. Bu durum, bor temelli tedavi yaklaşımlarının hedef dokuya uyum açısından avantaj sağlayabileceğini gösteriyor.

Bitkisel içeriklerle birlikte kullanılan bor bileşikleri, özellikle solunum sistemi sağlığını desteklemeye yönelik formülasyonlarda yer aldığını belirten Şahin, bu ürünlerin doğrudan tedavi yerine geçmese de, destekleyici bir yaklaşım olarak değerlendirildiğini söyledi.

KRİTİK UYARI: DOZ HAYATİ ÖNEME SAHİP

Bu arada Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun potansiyeline dikkat çekerken önemli bir uyarıda da bulundu.

Borun etkisinin doz ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Şahin, yüksek dozlarda istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceğini vurgularken, bor temelli yaklaşımların mutlaka uzman kontrolünde uygulanması gerektiğinin altını çizdi.

Bor elementi üzerine yapılan çalışmaların akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalıkta yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğine dikkati çekerek, “Henüz klinik uygulamaların tüm aşamaları tamamlanmamış olsa da, mevcut bilimsel veriler borun geleceğin tedavi yöntemleri arasında yer alabileceğine işaret ediyor. Doğanın sunduğu bu sade elementin, modern tıbbın en zorlu hastalıklarından biri olan kanserle mücadelede önemli bir rol üstlenip üstlenmeyeceği ise önümüzdeki yıllarda daha net ortaya çıkacak” diye konuştu.

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.