enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,9422
EURO
55,7635
ALTIN
6.222,90
BIST
10.759,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Balıkesir
Hafif Yağmurlu
20°C
Balıkesir
20°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Parçalı Bulutlu
21°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
22°C
Salı Parçalı Bulutlu
22°C

Su krizi sadece kesinti değil, gıda ve halk sağlığı tehdidi!

Su krizi sadece kesinti değil, gıda ve halk sağlığı tehdidi!
REKLAM ALANI
16.09.2026 18:31
11
A+
A-

Üsküdar Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim değişikliği ve bilinçsiz su kullanımının Türkiye’de su güvensizliğini artırdığına dikkat çekti.

İSTANBUL (İGFA) – Üsküdar Üniversitesi SHMYO Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 18 Eylül Dünya Su İzleme Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, su krizinin yalnızca şehirlerde yaşanan kesintilerden ibaret olmadığını, gıda üretiminden ekonomiye, ekosistemlerden halk sağlığına kadar geniş bir alanı tehdit ettiğini söyledi.

Adiller, Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığını belirterek, nüfus artışı ve iklim değişikliğinin etkileriyle mevcut kaynaklar üzerindeki baskının giderek artacağını ifade etti. Asıl riskin ise dönemsel kuraklığın kalıcı bir su güvensizliğine dönüşmesi olduğunu vurguladı.

“SU KRİZİ HAYATIN HER ALANINI ETKİLER”

Su kaynaklarının miktar ve kalite açısından azalmasının içme suyuna erişimden tarımsal üretime, gıda fiyatlarından sanayiye ve enerji üretimine kadar hayatın hemen her alanına yansıyacağını belirten Adiller, baraj doluluklarının düşmesinin yanı sıra yeraltı su seviyelerinin azalması, tarımsal üretimin zorlaşması ve sulak alanların kaybı gibi sonuçlara dikkat çekti.

Türkiye’nin Akdeniz Havzası’nda yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine karşı oldukça hassas olduğunu söyleyen Adiller, yükselen sıcaklıklar, artan buharlaşma, değişen yağış rejimi ve uzayan kurak dönemlerin su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu kaydetti. Adiller, kısa sürede yağan şiddetli yağışların su kaynaklarını sağlıklı biçimde beslemeyebileceğini, bunun yerine yüzeysel akış, erozyon ve taşkın riskini artırabileceğini belirterek, düzensiz yağışların toprak ve yeraltı suyunun beslenmesini zorlaştırdığını ifade etti.

“SORUN YALNIZCA BİREYSEL TASARRUFLA ÇÖZÜLEMEZ”

Günlük yaşamda yapılan en yaygın hatanın su tasarrufunu yalnızca musluğu kapatmakla sınırlı görmek olduğunu söyleyen Adiller, diş fırçalarken musluğu açık bırakmak, uzun duş almak, hortumla araç ve balkon yıkamak gibi alışkanlıkların yanı sıra küçük kaçakların da ciddi kayıplara yol açabildiğini anlattı. Bahçe sulamasının sıcak saatlerde yapılmasının da verimsiz olduğunu belirten Adiller, sabah erken ya da akşam saatlerinde kontrollü sulamanın daha doğru olduğunu söyledi. Ayrıca yağmur suyu ve gri suyun, uygun sistemlerde peyzaj sulama ve rezervuar gibi alanlarda yeniden kullanılabileceğini ifade etti.

Adiller’e göre Türkiye’de kullanılan suyun büyük bölümü tarımda tüketiliyor. Bu nedenle bireysel tasarruf kadar, tarımsal sulama, şebeke kayıpları ve sanayide su verimliliği alanlarında da yapısal dönüşüm gerektiğini vurguladı.

YERALTI SULARI STRATEJİK KAYNAK OLARAK GÖRÜLMELİ

Yeraltı sularının görünmediği için tükenmeyecek bir kaynak gibi algılanabildiğini belirten Adiller, aşırı çekimin kuyuların derinleşmesine, bazı kuyuların kullanılamaz hale gelmesine ve enerji maliyetlerinin artmasına yol açtığını söyledi. Kıyı bölgelerinde ise aşırı çekimin deniz suyunun tatlı su kaynaklarına ilerlemesine neden olabileceğini aktaran Adiller, yeraltı suyunun “yedek depo” değil, miktarı sınırlı stratejik bir doğal kaynak olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Su krizini önlemek için havza bazlı ve bütüncül yönetimin zorunlu olduğunu söyleyen Adiller, suyun ne kadar bulunduğunun, nerede kullanıldığının ve kalitesinin sürekli izlenmesi gerektiğini vurguladı. Tarımda ürün seçiminin su ihtiyacına göre yapılması, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, şebeke kayıp-kaçaklarının azaltılması, atık su ve yağmur suyunun yeniden kullanılması, ruhsatsız yeraltı suyu çekimlerinin önlenmesi ve sulak alanların korunması gerektiğini belirten Adiller, “Bugün vereceğimiz kararlar, 20–30 yıl sonra yaşayacağımız su krizinin boyutunu belirleyecek” dedi.

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.